Duygusal Yazılar’ Kategorisi için Arşiv

Arayan ve bulan

31 Ocak 2012 Yazan ribbiyyun

Arayan ve bulan

Yunus Emre’nin “İster idim Allah’ı / buldum ise ne oldu // Ağlar idim dün ü gün / güldüm ise ne oldu” diye başlayan ve ilk bakışta insanı şaşırtan bir şiiri vardır.
Devamını oku »

Uzaktan sevmek

04 Ocak 2012 Yazan dryellow

Uzaktan sevmek – ELIF SAFAK

Her şey olduğu gibi kalsın istiyorum. Ben hep bir sıfır mağlup olayım; sen hep uzak bir hayalden ibaret. Sen olduğun gibi kal. Ulaşılmaz. Dokunulmaz. Koklanılmaz. Ben olduğum gibi. Dünya olduğu gibi. Devamını oku »

Hack ve hedoizm

02 Ocak 2012 Yazan dryellow

Hack ve hedoizm

Hack çoluk çocuk işi olmuş.Zevkine hack!!
Hackliyorum çünkü zevk alıyorum.
Mantık bu. Devamını oku »

Seni Sevmek Suç mu Sevgili!

15 Kasım 2011 Yazan ViKaYe


Anılar unutulmak için yaşanmaz sevgili. Senden, bana kalan anılar hayat denizimin kıyılarına vuran deniz yıldızıdır sakladığım. Devamını oku »

Adı sensizlik belki

12 Kasım 2011 Yazan dryellow

 

Canım yanıyor,içimde bir sızı nedenini bilmiyorum
Adı sensizlik belki
Yada ulaşamamak ,ağlayamamak derinden,

Devamını oku »

KURBAN BAYRAMIMIZ MÜBAREK OLSUN

08 Kasım 2011 Yazan ruhema

On bir yaşı; kırmızı ve sarı renkli çiçeklerle süslü siyah şalvarı; ayağında yeşil lastik ayakkabısı, kırmızı çorabı; üstünde kahverengi kazağı ve eskimiş mavi gocuğuyla bir gecekondu çiçeği Zeynep, otobüs bekliyordu. Elinde güçlükle taşıdığı telis bir torba, yüreğinde kardeşi için yüklendiği umut vardı. Kurban bayramından iki gün önceydi. Küçük kardeşi aniden rahatsızlanmıştı. Annesiyle birlikte götürdükleri doktor bir dizi ilaç yazmış, ancak bunları alacak kadar paraları olmadığı için bayramı beklemek zorunda kalmışlardı.

Kurban bayramlarını hem seviyor, hem de sevmiyordu Zeynep. Sevmiyordu, çünkü hiçbir zaman diğer çocuklar gibi yeni bayramlığı ve parlak ayakkabıları olmamıştı. Ama yılda bir defa da olsa et yemenin keyfine vardığı için seviyordu bayramları. Et yemeyi çok sevse de, doya doya et yememişti şimdiye değin. Ailecek, bayramda komşuların gönderdiği etlerin azını yer, çoğunu da satarak evin ihtiyacını giderirlerdi. Bu bayramda ise daha az et yiyeceklerdi; kardeşi hastaydı ve ilaç için para gerekiyordu.

Zeynep elinde et dolu telis torba, kendisini şehrin en merhametli kasabı Hakkı amcaya götürecek otobüsü gözlüyordu. Hakkı amca orta halli bir kasaptı. Bayramın üçüncü günü sırf Zeynep için dükkânını açar ve onu beklemeye koyulurdu. Onun getirdiği et benzeri şeyleri ağır pahaya alır, Zeynep’i yüzünde gülücükle yolcu ederdi.

Uzaktan homurdana homurdana gelen otobüs isteksizce yanaştı durağa. Önce büyükler sonra Zeynep bindi otobüse. Parasını uzattı şoföre ve her bir adımında ardında kırmızı bir leke bırakarak arkalara doğru ilerledi. Zeynep’in telis torbasından sızan kanlar yerleri kırmızıya boyarken, havayı da ağır bir koku kaplamıştı. Et fena bir şekilde kokuyordu. Nasıl kokmasın ki, Zeyneplerin evinde hiçbir zaman etin koyulacağı bir buzdolabı olmamıştı. Kokudan ve lekeden rahatsız olan yolcular, Zeynep’in gül yüzüne tiksinen bir bakış bıraktılar. Durumu fark eden otobüs şoförü azarlamaya başladı Zeynep’i “Ne yapıyorsun öyle. Mahvettin otobüsü. Siz zaten hep böylesiniz. Ne kendinizi temizler, ne de çevrenizi temiz tutarsınız.

” Bir başka yolcu daha sert çıkıştı.” “Böyle cahil, kaba insanları toplumun içine almamak gerek. Böyle rezalet olur mu efendim!” Zeynep başını önünde, yutkunarak dinledi söylenenleri. Her söz bir balyoz olup başına, bir zehir olup küçük yüreğine düştü. Cevap veremedi Zeynep. Sadece içinden “Benim suçum ne? Ben annemin dediğini yapıyorum. Küçük kardeşime ilaç alacağım.” diye söylendi. Ve kendisini bir sonraki durakta açılan otobüs kapısından dışarı itilirken buldu. Onunla birlikte inen bir yolcu : “Ver bakalım, ne var torbanda?” diye sert çıktı.

İsteksizce ve biraz da utanarak uzattı Zeynep elindekini. “Aman Allah’ım bu ne! Leş kokuyor bu torba, hepsi yağ bunların,içinde doğru dürüst et yok.Bunları yerseniz ölürsünüz.” diye söylenen adam telis torbayı kaldırdığı gibi çöp tenekesinin içine bıraktı. Sonra Zeynep’e dönüp : “Bak kızım! Sakın ola böyle şeyler yeme. Zehirlenirsin yoksa.” diyerek uzaklaştı.“O torbadakileri bir gün önce sizin eşiniz ve komşularınız verdi”, diyemiyordu Zeynep. Onun çocuk yüreği karşısındaki kadar acımasız olamıyor. “Önce bunları bize layık gördünüz, şimdi de layık gördüklerinizi bile esirgiyorsunuz” diyemiyordu, haykırmak istediği sözcükler boğazına kadar gelip orada düğümleniyordu.

Zeynep kaldırım kenarında, ilaç bekleyen kardeşi evde ağlıyordu. Bir yandan ağlıyor bir yandan da çocuksu sesiyle mırıldanıyordu Zeynep: “Benim suçum ne? Bu eti veren, eti içine koyacağımız eski buzdolabınızı bizden esirgeyen siz amcalarım değil misiniz? Beni eski elbiselere hapseden, sonra da bu bunu bana yakıştıramayan sizlersiniz.

Peki ! ne benim suçum? Benim suçum ne?”

Evet sevgili dostlar ! sizce suç yüreği tertemiz,pırıl pırıl olan bu küçük kızda mı ,yoksa kalpleri taş gibi katılaşmış olan bizlerde mi?

Sen yüreklisin

27 Ekim 2011 Yazan ViKaYe

Bende unuttuğun bir şey yok, meraklanma
Bavullar dolusu yaşanmışlık
Gözlerin dolusu gözlerim
Yürek dolusu pişmanlık
Yükün çok ağır ama sen taşırsın nasılsa

Artık beni düşünme, özleme
Merak etme, hatta hiç hatırlama
Alıştır kendini, inandır . burda bitti bu sevda
Hala seviyormuş gibi yapma allah aşkına ”

Sen yürekli adamsın, beni vurmaktan korkma
Sen yürekli adamsın, beni unutmaktan korkma

Görün ne olurr!

22 Ekim 2011 Yazan ViKaYe

Çocuktum küçüktüm, düşerdim yaralanırdım kanardı çok acırdı..
Annem öptüğünde geçen acılardı bunlar, sarıldığında iyileşen yaralardı bunlar..
Şİmdi büyüdüm, büyümez olaydım..
Şimdide yaralarım var benim kimsenin göremediğini,
Acısını sadece benim hissettiğim yaralarım var..
Ne annem öptüğünde geçiyor bu yaralar..
Ne de sarıldığında iyileşiyor..
Zaten annem neyi öpsünkü görünmüyor ki yaralarım..
Ben bile göremiyorum..
Sadece acısı var, öyle acıki,
acıyan yerimin neresi olduğunu bile bilemiyorum..
Görenler iyisin iyi diyor..
Ben niye göremiyorum bu iyi olanları..
Madem iyiyim niye acıyor heryanım..
Neden canım yanıyor hep..
Bu gözyaşlarının sebebi ne..
Görünmeyen gizli yaralarım var benim..
Tarifi imkansız acılarım var..
Görün ne olurr!
Sarın ne olur!
Artık bende iyi olmak istiyorum!!!

Çaresi var mı?

20 Ekim 2011 Yazan ViKaYe

Bir hiçim artık, duygu kalmadı içimde..
Ne sevebiliyorum, ne de nefret edebiliyorum artıkk..
Bütün iç organlarım alınmış gibiyim.
Kalp vardı, kıymet bilmezlere verdim şimdi kırık, paramparça..
Attım parçalarıda yok artık…
Bir kalp yok artık..
Sevgi vardı içimde, herkese karşılıksız verdiğim..
Nefret olarak döndü geri, attım onuda..
Ne sevgim var artık ne nefretim..
Sevginin yeride boş artık…
Gülerdim eskiden hayata inat, acılara inat gülerdim..
Soldu gülüşlerim..
Gül bahçelerimde yok artık boş bomboş..
Acılarım vardı, gözyaşlarımla dışarı attığım..
Ağlamıyorum artık vicdanıda attım..
Vicdan yok artık..
Kuruttum gözyaşlarımı..
Çöle döndüm..
Ne sevgi var artık içimde, nede nefret.
Ne kalp kaldı bende, nede yürek..
Bütün duygularım alınmış gibiyim….
Bomboş…
Özleyemiyorum bile artık..
Nasıl bir hastalık bu?
Çaresi varmı?
Bir duygu nakli yapılabilirmi?..
Var mı böyle birşey?
Varsa nerde çaresi?
………….

Aglamayacaksın arkadaş

09 Ekim 2011 Yazan ViKaYe

Ağlamayacaksın arkadaş,
Ağladığını belli etmeyeceksin..
Mutlu olmucaksın arkadaş, mutlu olduğunu belli etmiceksin..
Belli ettiysen yandın..
Bedelini isterler vergi keser gibi keserler mecbur bırakırlar..
Yoksa cezayı yersin arkadaş.
Yada kimseye güvenmiceksin arkadaş, ne iyi gününde nede kötü gününde..
Bedel isterler..
Çok ağır bedel isterler..
İçinden çıkamazsın, senin için üzülmüştüm geri ver derler veremezsin..
Yanarsın, yakılırsın, ağlarsın, yinede ödeyemezsin arkadaş..
Bu da yetmez zamanlarını isterler, veremezsin arkadaş..
Ömrünü versen ödeyemezsin..
O yüzden kimsesiz olacaksın arkadaş..
Ağlıcaksın göstermiceksin..
Mutlu olucaksın belli etmiceksin..
Kimsesiz olucaksın arkadaşş..
Öyle kaçıcaksın ki, kimse bilmicek seni..
Ne yaşadığını ne öldüğünü göstermiceksin..
Nefes bile almıcaksın..
Aldğında yandın arkadaş..
Yandın…

Sessizliğin Dili

24 Eylül 2011 Yazan dryellow

Sessizliğin Dili

Rastgele ilişki kurdun bugüne kadar, ve biriyle şekil olarak ilişki kurduğun zaman, binbir türlü saçma şey söyleyebilirsin çünkü hiçbir şeyin önemi yoktur, sadece vakit geçirmektesindir. Devamını oku »


192.168.1.1